EĞİTİM VE FARKINDALIK

Ağaç Nedir? Faydaları Nelerdir?

Ağacın Bakımı

Ağacın Sulanması

Toprak Seçimi

İnsanın Soluduğu Oksijen Miktarı

Ağacın Sağladığı Oksijen Miktarı

Su Kaynaklarının Korunması

Erezyonun Engellenmesi

Mavi Ladin

Yayılıcı Bitkiler

Neden Ahşap?

Ormanlarımız

Geri Dönüşüm

Makalelerimiz

 

 

 

 

FAYDALI BİLGİLER

TASARRUF EN KOLAY KAZANÇTIR

SONBAHAR DA AĞAÇLARDAN DÖKÜLEN KURU DAL VE YAPRAKLAR İLE BUDANAN DALLARI TOPRAKLA BULUŞTURARAK TOPRAĞI ZENGİNLEŞTİRELİM

"Her Atık Bir Hammadde"

Geri Dönüşümlü Ambalajlar Kullanalım

Dünyadaki Su Rezervleri Gün Geçtikçe Azalıyor Su Tasarrufuna Azami Özen Gösterelim

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye'de Erozyon

Dünya'da Erozyon

Türkiye'de ve Dünya'da Erozyonun Boyutu

TEMA Vakfı

TÜRKİYEDE VE DÜNYADA EROZYONUN BOYUTU

3.1-Türkiyede Erozyonun Boyutu

Yurdumuzun 3/4 ünde aktif erozyon (orta veya şiddetli erozyon) hüküm sürmektedir. Birim zamanda, yeni oluşan toprak miktarı kadar, toprak taşınması varsa bunun için normal erozyon veya sıfır şiddetteki erozyon ifadesi kullanılır.

Erozyonun sıfır ve hafif olduğu alanların Türkiye yüzölçümüne oranı % 13,86'dır. Ülkemiz topraklarının % 79.43 oranında orta, şiddetli ve çok şiddetli erozyon görülmektedir.

Erozyonun Derecesi Kapladığı Alan Ha. %
0 Yok 5.166.627 6.64
1 Hafıf 5.611.892 7.22
2 Orta 15.592.750 20.04
3 Şiddetli 28.334.933 36.42
4 Çok Şiddetli 17.366.463 22.32
ÇK Çıplak Kayalık 2.930.933 3.77
R Rüzgar Aşındırması 506.309 0.65
TOPLAM 75.509.907 100

3.2-Türkiye Akarsularında Taşınan Sediment Miktarı

Türkiyede erozyon en fazla sırasıyla Fırat, Dicle ve Yeşilırmak Havzalarında görülmektedir. Toplam taşınan sediment/toprak miktarı 345.939.032 ton/yıldır. Ancak, ölçümlerde yer almayan ve yatak yükü olarak ifade edilen kum çakıl gibi materyaller ile yamaçlardan akarak inen ve akarsulara ulaşmayan topraklarda dikkate alındığında Türkiye' deki erozyonun gerçekten 500 milyon tona hatta bazı yazarların değerlendirmelerine göre de 1 milyar tona ulaştığı ifade edilmektedir. Aynı şekilde bu değerlendirmelere göre yapılmış olan hesaplar da Türkiye' deki erozyonun normal erozyondan 18-20 misli fazla olduğu belirtilmektedir.

Erozyon sonucunda barajlarımızda biriken katı materyaller, kullanılabilir baraj rezervuar hacminde gözle görülür kayıplara neden olmakta, büyük yatırımlarla gerçekleşen barajlarımızın ömrünü kısaltmaktadır. Özellikle Keban, Karakaya ve Atatürk Barajlarının çevresi bitki örtüsünden yoksun ve arazi de eğimlidir. Bu nedenle bu barajlar tahmin edilen zamandan önce ekonomik ömrünü tamamlayacaktır.

TÜRKİYEDE EROZYON

Dünya da olduğu gibi Türkiye' de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

Türkiye kara yüzeyinin %90’ ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63' ü çok şiddetli ve şiddetli, %20' si ise orta şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75' inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5' inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiye de akarsularla birlikte alandan taşınan Toprak, ABD' nin 7, Avrupanın 17 ve Afrikanın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajına 32 milyon, Karakaya Barajına 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Yanlış toprak kullanımı, yanlış tarım uygulamaları, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Dogu ve Güneydogu Anadoluda Erozyon

Firat Nehri tek basina; Gediz, Buyukmenderes, Kucukmenderes, Sakarya, Yesilirmak ve Seyhan nehirlerinin tasidigi ince materyali (Topragi) tasimaktadir.-

Bir ülkeyi vatan yapan, ne o ülkenin cografik konumu ve genişliği ne de denizleri, gölleri, akarsuları ve dağlarıdır. Onu yurt yapan dogal kaynaklari ve onun basinda da üretime elverişsli topraklarıdır.

Bitkisel ve hayvansal üretim ile su, enerji ve endüstri üretimi herşeyden once toprak varlığına ve toprakların kültürüne bağlıdır.

Politik bağımsızlığın temelinde ekonomik bağımsızlık,ekonomik bagımsızlığın temelinde de yetiştirilen ürünler ve ülke halkının ulaştığı refah yatar.

Savaşlar, genelde toprak kazanma amacını taşır. Eğer bu topraklar nehir, ova, maden, petrol, orman gibi dogal kaynakları da içeriyorsa bir anlam taşır. Nitekim, bu topraklarda savaşlarla kan dökerek alınmış ve yine kan dökerek savunulmuştur. Ülkeler başka ülkelere karsi her türlü özveriye katlanarak topraklarını savunmaktadırlar. Oysa, erozyon canavarı bu toprakları sessiz sedasız alıp götürebilmektedir.

Erozyon doganın yanlıs kullanılması sonucu ortaya cıkan bir olgudur. Yanlıs kullanım sonucu doğal denge bozulmakta, böyle olunca da doğal dengenin vazgeçilmez öğelerinden olan su ve rüzgar, arazi eğimini ve dereleri kullanarak yıkıcı bir güç konumuna gelmektedir. Bu kez savaş, varlığına her zaman gereksinme duyulan doğal olaylara karşı verilmektedir.

Erozyonla karşilaşmayan onu tanimayan ülke yoktur. Ancak erozyonla savaşarak sorunu cözmüş ülkelerin yanında, çözmeye çalışmış ülkeler de vardır. Bir de erozyon sorununu çözmeye calıştığı halde sorunu giderek büyüyen ülkeler vardır ki yurdumuz bunlardan biridir. Doğu ve Güneydoğu, ülkemizin en çok erozyona ugrayan bölgeleridir. Bu demektir ki, doğa en kötü biçimde bu bölgelerde kullanılmıştır. Gerçekten de sayilar bunu göstermektedir.

Bölge su potansiyeli açısından yurdumuzun 1/3' ünü taşımaktadır. Yurdumuzun büyük nehirlerinden ikisi Dicle ve Firat ve bunların kolları bölgeyi ağ gibi kaplamaktadır.

Doğal bitki örtüsünden arındırılmış ormanlık yerlerde ise, yaprak ve dal faydalanması nedeniyle humus tabakası olmayan topraklar üzerinde erozyon son derece şiddetli seyretmektedir.

Bölge alanının, birinci sınıf ile ikinci sınıf tarım alanlarının bir bölümünün dışında kalan tüm arazide çesitli derecelerde erozyon sürmektedir. Örneğin işlemeli tarıma uygun olmadığı halde tarım yapılan 3,5 milyon ha. alanda şiddetli, 3,1 milyon ha. alanda ise çok şiddetli erozyon sürmektedir. Buna yaklaşık 1,5 milyon bozuk ormanda eklendiginde 8,1 milyon ha. alanda şiddetli ve çok şiddetli erozyon olduğu görülür. 2 milyon ha. alanda ise orta derecede erozyon vardır. Tüm alanı 12,2 milyon ha. olan bu bölgenin toplam 10,1 milyon ha. da da erozyon vardır ki bu da genel toplamin %83' ü dür.

1960' li yıllarda Tarman' in yaptığı bir arastırmaya göre, Fırat, yılda 55.862.000 m3, Dicle ise 10.592.000 m3. ince toprak taşımaktadır (Avcioglu 1983). Fırat Nehri tek başına; Gediz, büyükmenderes, Küçükmenderes, Sakarya, Yeşilirmak ve Seyhan nehirlerinin taşıdığı ince materyali (toprağı) taşımaktadır. Bu rakamlarin 200 yıl öncesine ilişkin olduğu ve doğanın en çok son 20-30 yılda yıkıma uğratıldığı düşünülürse, rakamın daha da ürpertici boyutlara ulaştığını söylemek yanıltıcı olmaz.

EROZYON VE YURDUMUZ

Yurdumuzun %45.9' u 1000-2000 m. yükseklikte kısaca dağlık, % 62.5' i, %15 meyilden daha meyilli, engebeli bir yapıya sahip olması, çok değişik iklim farklılıkları göstermesi, (yıllık yağış ortalaması Rizede 2269,6 mm. Kars-Aralık ilçesinde 231,1 mm. Konya-Karapınar ilçesinde 278,0 mm) kolay ayrışabilen ana kayası ile dünyanın erozyona karşı en hassas bölgeleri içerisinde yer almaktadır. Nitekim, bugüne kadar süregelen yanlış arazı kullanımı, aşırı ve bilinçsiz hayvan otlatması ve ormanların insafsızca tahrip edilmesi sonucu binlerce yıldır çeşitli uygarlıkları barındırmış olan anadolumuzun %72' leri aşan kısmı erozyon etkisi altındadır. Bunun neticesinde yurdumuzun en verimli topraklarından denizlere, göl ve barajlarımıza yılda 450-500 milyon ton toprak taşınmaktadır. Bir başka ifade ile iki yılda 1 mm. toprak aşınıp taşınmaktadır. 1 cm. toprak tabiat olayları-iklim ve ana kaya oluşumuna göre yaklaşık 1000 yılda meydana gelmektedir. Ülkemiz Cumhuriyetin ilanından bu yana Misak-i Milli hudutlarından bir şey kaybetmedi ama 70 yıl içinde uğuruna kanımızı canımızı verdiğimiz toplam 35 milyar ton bereketli vatan toprağımızı erozyon sayesinde kaybettik.

 

Türkiye’de erozyonun boyutu
Erozyon Derecesi Kapladığı  Alan(ha) %
0 Yok
1 Hafif
2 Orta
3 Şiddetli
4Çok şiddetli

Çıplak kayalık
Rüzgar aşındırması
5.166.627
5.611.892
15.592.750
28.334.933
17.366.463
2.930.933
506.309 6.64
7.22
20.04
36.42
22.32
3.77
0.65

Birim alandan taşınan toprak miktarımız ise Afrika' dan 22 kat, Avrupa' dan 17 kat, Kuzey Amerikadan 6 kat fazladır. Kızılırmak' ın bir yılda Karadenize ve barajlarımıza taşıdığı toprak miktarı 65 milyon ton, Fırat nehrinin taşıdığı toprak miktarı ise 108 milyon tondur.

EROZYON DEMEK TOPRAKLARIMIZIN KAYBI DEMEKTİR, ÇORAKLAŞMA DEMEKTİR, AÇLIK DEMEKTİR  EROZYON TEHLİKESİ YOĞUNLAŞAN BÖLGELER

Türkiye`de erozyon en fazla sırasıyla Fırat, Dicle ve Yeşilırmak Havzalarında görülüyor. Erozyon nedeniyle yılda toplam 346 ton sediment/toprak taşınıyor. Ancak, ölçümlerde yer almayan ve yatak yükü olarak ifade edilen kum çakıl gibi materyaller ile yamaçlardan akarak inen ve akarsulara ulaşmayan topraklarda dikkate alındığında Türkiye`nin kaybettiği toprak miktarı 500 milyon tona, hatta bazı kesimlerin ifadesine göre 1 milyar tonu aşıyor.

Türkiye`deki akarsuların taşıdığı yüzer haldeki malzeme miktarı, dünyada taşınan katı maddenin 50` de 1`i kadar. Türkiye`de 1 kilometrekarelik alandan aşınarak akarsulara karışan ince malzeme miktarı, yılda ortalama yaklaşık 60 ton. Bu miktar dünyada ortalama 142 ton. Türkiye` de erozyonla birim alandan taşınan katı materyal; Afrika`dan 22, Avrupa` dan 17 ve Kuzey Amerika` dan 6 kat daha fazla gerçekleşiyor.

BARAJLAR ERKEN DOLUYOR

Erozyon sonucunda barajlarda biriken katı materyaller, kullanılabilir baraj rezervuar hacminde gözle görülür kayıplara neden oluyor. Erozyon, büyük kaynaklar harcanarak gerçekleştirilen ve ekonomik ömrü ortalama 100 yıl olarak öngörülen barajların ömrünü kısaltıyor.

Türkiye`de yaşanan şiddetli erozyonun sonucu olarak, Altınapa Barajı 19, Bayındır Barajı 28, Demirköprü Barajı 41, Hirfanlı Barajı 33, Karamanlı Barajı 13, Kartalkaya Barajı 19, Kemer Barajı 22, Selevir Barajı 27, Sürgü Barajı 35, Yalvaç Barajı 27 yılda ekonomik ömrünü tamamladı.

Erozyondan etkilenmeye devam eden Buldan Barajı`nın 72, Çaygören Barajı`nın 77, Çubuk-1 Barajı`nın 75, Kesikköprü Barajı`nın 66, SeyhanBarajı`nın ise 70 yılda ekonomik ömrünü doldurması bekleniyor.

EROZYONUN ÜLKE EKONOMİSİNE VERDİĞİ ZARARLAR 

  •  Erozyonun sebep olduğu en büyük zarar, oluşması için binlerce yıl geçmesi gereken canlı üst toprağın elden çıkmasıdır.
  • Tarımsal verimi arttırmak için 14 trilyon lirası destek olmak üzere bu yıl 45 trilyon liralık suni gübrenin kullanılması planlanmıştır. Ancak erozyonla her yıl en az bu değerde doğal gübreden kaybeden tarım arazilerinin, ne derece verimsiz hale geldiği dikkatlerden kaçmaktadır.
  • Meraların kaybı, hayvancılıkla temin edilecek büyük istihdam ve gelirden mahrumiyet demektir. 1982-1992 yılları arasında hayvansal ürünlerde ihracatımız 3 kat azalırken, ithalatımız 250 kat artmıştır.
  • Erken dolarak barajlarımızın ekonomik ömürlerinin kısalması, bir diğer önemi zarardır.
  • Erozyon, ülkede yer yer çekilen su sıkıntısının başta gelen nedenidir.
  • Kaybettiğimiz yağış suları, önüne kattığı değerli topraklarla birlikte sel, taşkın, heyelan ve ayrıca çiğ felaketlerine neden olmakta; bunun sonucunda da büyük can ve mal kayıpları ile karşılaşılmaktadır.
  • Tarım alanları ve meraların verimsizleşmesi, ormansızlaşma büyük sosyo-ekonomik sıkıntılar yaratan, kentlere göçün başlıca sebebidir.
  • Jeolojik dengelerin, iklimin bozulması ve doğal varlıkların kaybı gözardi edilemez.

EROZYON:

Toprağın bulunduğu yerden; yağışlar, sel suları, rüzgar, çığ vb. etkenlerle taşınması olayıdır.

Erozyon, topraklarımızın yok olmasına sebep olan etkenlerin başında gelmektedir. Ülkemizdeki erozyon Avrupa'dan 12, Afrika'dan 17 kat daha fazladır. Ülkemiz topraklarının %14' ünde hafif, %20' sinde orta ve %63' ünde şiddetli ve çok şiddetli derecede erozyon tehlikesi mevcuttur. Sadece %3' lük kayalık alan ise erozyona maruz bulunmamaktadır.

Erozyon sebebi ile toprağın verimi azalmakta, besin maddeleri yok olmakta, sular kirlenmekte, ürünlerde verim ve kalite düşmektedir. Ülkemizde erozyon sonucu her yıl 500 milyon ton verimli toprağımız kaybolmaktadır.

Erozyon, nedenlerine göre şöyle sınıflandırılır:

1. Su Erozyonu:

Su erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisidir. Eğimli arazilerde, vejetasyonun (bitki örtüsünün) zayıfladığı veya tamamen yok olduğu bölgelerde; yere düşen yağmur damlaları darbe etkisi ile bir kısım toprak parçasını yerinden kopararak parçalar. Böylece yüzeysel akışa geçen yağmur suları, bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü de artar. Böylece akış sularının beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olan seller meydana gelir.

Su erozyonunun ileri boyutlarında büyük derelerin ve yarıkların oluşumu görülmektedir. Bu olayın diğer bir sonucu da, taban sularının yeteri kadar beslenememesi ve kuraklığa sebep olmasıdır.

Yüzey toprağı besin maddeleri yönünden çok zengindir. Su erozyonu sonucu yüzey toprağının kaybolması, toprağı fakirleştirmekte ve toprağın verimini düşürmektedir. Bu erozyon çeşidi bütün ülkelerde görülmekte olup, erozyonla kaybolan toprak verimliliğinin yeniden kazanılması mümkün değildir. Rüzgar erozyonu ile mücadelede başarı sağlanmasına rağmen, su erozyonu ile mücadele çalışmalarında henüz yeterli mesafe alınamamıştır.

2. Rüzgar Erozyonu:

Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde yaygın olan rüzgar erozyonu; yeterli bitki örtüsü bulunmayan oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak, toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayıdır.

Rüzgar erozyonu ile toprakta yer yer çukurlar oluşur. Bu çukurlardan çıkan toprak, başka yerlerde toplanarak kum tepeleri meydana getirir. Rüzgar erozyonu; yolları, binaları ve su yollarını etkileyebilir, ayrıca tarımsal alanlarda hasara sebep olabilir.

3. Çığ Erozyonu:

Çığ; yamaç üzerinde toplanan kar kütlesinin, yeni yağan karlarla aşırı yüklenmesi veya yamaçla bağlantısının zayıflaması halinde, herhangi bir etki ile dengesini kaybederek dağ yamacından aşağıya doğru kayması ve yuvarlanması olayıdır.

Çığlar önlerine gelen engelleri tahrip eder, beraberinde toprak, taş ve ağaçları söker götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma olayına çığ erozyonu denir.

4. Yerçekimi Erozyonu (Kitle Hareketleri):

Kitle hareketleri, genellikle ayrışma ürünü olan ve sağlam kaya üzerine oturmuş bulunan örtünün, esas itibariyle yerçekimi etkisi ile küçük veya büyük kitleler halinde yamacın aşağısına doğru yer değiştirmesi olayıdır.

5. Buzul Erozyonu:

Yüksek dağlık arazilerdeki derelerde, çeşitli zamanlarda oluşmuş buzulların parça parça aşağılara doğru kayması sırasında, beraberinde moren (buzultaş) denilen çeşitli büyüklükteki materyal kitlelerini sürüklemesi ile meydana gelen aşınma ve taşınma olayına buzul erozyonu denir.

Copyright © enyesilankara.org Tüm hakkı saklıdır.